Özel Öğretim Kurumlarında Çalışan Öğretmenlerin Yaz Tatili Süresindeki Mesleki Çalışmalarında İzin ve Ek Ders Ücreti Tartışması: Hukuki Çerçeve ile Denetim Uygulamaları Arasındaki Çelişkiler

  1. Yıllık İzin Müessesine İlişkin Mevzuat

14.02.2007 yürürlük tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun (“5580 sayılı Kanun”) 9. maddesi uyarınca özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler sosyal güvenlik ve özlük hakları yönünden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile  4857 sayılı İş Kanunu’na (“İş Kanunu”) tabidirler. Bu noktada, yıllık izin müessesi de özlük hakları içerisinde kabul edildiğinden, düzenleme açıkça ilgili öğretmenlerin yıllık izin uygulaması bakımından İş Kanunu’na tabi olduğunu vurgulamaktadır.

Yine aynı doğrultuda düzenlenen 20.03.2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin (“Yönetmelik”) 42. maddesi kapsamında da özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin özlük hakları yönünden, İş Kanunu’na tabi olduğu belirtilmiştir.

Bu noktada, İş Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca yıllık izin süresinin;

  1. a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) çalışanlar için ondört günden,
  2. b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az çalışanlar için yirmi günden,
  3. c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla çalışanlar için yirmialtı günden

az olamayacağı şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca, yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, İş Kanunu’nun 56. maddesi kapsamında hafta tatili yıllık izin süresi kapsamında sayılmaz. Yine İş Kanunu’nın 46. maddesi, hafta tatilini yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme olarak tanımlamıştır. Özel öğretim kurumlarında öğretmen sözleşmeleri haftalık 6 gün çalışma ve pazar günü hafta tatili olacak şekilde de düzenlenebildiğinden, bu durumda yıllık izin hesabında Cumartesi günü yıllık izin süresinden kullandırılırken, Pazar günü hafta tatili niteliğinde olduğundan yıllık izin süresinden kullandırılmaz. Fakat öğretmen ile imzalanan iş sözleşmesinde Cumartesi günü iş günü olarak tanımlanmamış ve akdi bir tatil günü olarak kabul edilmiş ise hafta tatili Cumartesi ve Pazar olarak düşünülmeli ve öğretmene yıllık izninden kullandırılmamalıdır.

Kaldı ki, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12.07.2019 tarih 95178074-405.01-E.13396031 sayılı Görüş’ü “özel okullarda görev yapan öğretmen ve idarecilerin 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olmaları sebebiyle yarı yıl ve yaz tatillerini resmi devlet okullarında görev yapan öğretmenler gibi kullanamayacakları, bu idareci ve öğretmenlerin izinlerini ilgi 4857 sayılı Kanunun 53. maddesi 2. fıkrasında belirtilen hükümlere göre kullanmaları gerektiği değerlendirilmektedir.” şeklindedir.

03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 5 ve devamı maddeleri kapsamında öğretmenler her hizmet yılına karşılık hak kazandığı yıllık üc­retli izni, gelecek hizmet yılı içinde kullanmak şartı ile işverenin belirleyeceği bir tarihte kullanma hakkına sahiptir. Buradaki “kullanma zamanı” ve “yıllık izin süresi” işverence belirlenebilmektedir.

Konuya ilişkin Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 05.02.2019 tarih ve  E.2015/34993 K.2019/2773 sayılı Kararı “…İş Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre, işçi iznini dilediği zaman kullanamaz. İşverenin izinin kullanılacağı süreyi ve zamanı belirleme yetkisi vardır. Buna rağmen işçinin izin dilekçesi verip işverenin bunu kabul etmesini beklemeden işten ayrılması, iş sözleşmesini o tarihte feshettiğini gösterir…” şeklindedir. Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2019 tarih ve E.2015/30289, K.2019/3349 sayılı Kararı benzer şekildedir.

Yıllık izin hakkı esasen, her hizmet yılı içinde kullanılması gereken bir dinlenme süresidir. Dinlenme hakkının korunabilmesi açısından yıllık iznin ait olduğu dönem içerisinde kullandırılması esastır ancak kullanılamaması halinde söz konusu izinler bir sonraki hizmet yılına aktarılabilmektedir. Dikkat edilmesi gerekir ki, Yargıtay kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, iş sözleşmesi devam ettiği sürece kullanılmayan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesi mümkün değildir. Bu durum sadece, İş Kanunu’nun 59. maddesi kapsamında, iş sözleşmesinin son bulduğu tarihte işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretlerin işçinin son maaşı üzerinden hesaplanarak ödenmesi şeklinde uygulanabilmektedir.

Değinmek isteriz ki, işçi tarafından uzun yıllar boyunca aynı işveren bünyesinde çok az yıllık izin kullanmış olduğu iddiasıyla açılan davalarda, Yargıtay olağan hayat akışına aykırı bularak kullanılmayan izin ücretlerinin yalnızca bir kısmının ödenmesine karar vermiştir. Bu doğrultuda, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2019 tarihli ve E.2016/22704 K.2019/22241 sayılı Kararı’nda, çalışanın 15 yıllık çalışma süresi boyunca sadece 10 gün yıllık izin kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtilmiş.

Tüm bunların yanında, yıllık izin uygulamasından ayrı olarak doğum ve emzirme izinleri tamamen farklı bir hukuki düzenleme kapsamında olup, yıllık izin süreleriyle ilişkilendirilmemektedir.

  1. Ara Tatil ve Yaz Tatilinde Öğretmenlerin Mesleki Çalışma Yapması

Yönetmelik’in 26. maddesi uyarınca özel öğretim kurumları ile öğretmenler arasındaki iş sözleşmesi; haftada en fazla aylık karşılığı 20 ders saati ve 20 ek ders saati olmak üzere 40 saat üzerinden düzenlenmektedir. Görüldüğü üzere, ek ders saati ise en fazla haftalık 20 saat olacak şekilde sınırlandırılmıştır. Belirtilmelidir ki, mevzuatta ek ders ücreti sadece hizmet verilen ek derslerin karşılığı olarak düzenlenmiştir.

Yargı kararları ile de sabit olduğu üzere, fiilen verilen ek derslere karşılık olarak öğretmenlere ek ders ödemesi yapılması gerekmektedir. Fakat, Yönetmelik’in başka hiçbir maddesinde ek ders ücretine konu bir durumdan bahsedilmemiştir.

Mevzuat uyarınca mesleki çalışmalar; öğretmen ve yöneticilerin bilgi ve formasyonlarını geliştirmeye, eğitim-öğretim sorunlarına çözüm üretmeye, program ve mevzuat değerlendirmeleri ile kurul toplantılarına katılmaya ve yeni döneme ilişkin hazırlıklar yapmaya yönelik faaliyetleri kapsamaktadır. Bu noktada, fiilen ders verilmesinin mesleki çalışma kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Uygulamada yaşanan sorunlara örnek vermek gerekirse, özel öğretim kurumları nezdinde ara tatil ve yaz tatili dönemlerinde 8. ve 12. sınıflara yönelik etüt, soru çözümü ve kurs gibi faaliyetler her ne kadar Bakanlık iznine tabi olarak ve öğretmenlerin gönüllülüğü ile yürütülse de, ders niteliği taşıdığından mesleki çalışma kapsamında sayılamamaktadır. Bu kapsamda, verilen eğitim faaliyetleri haftalık 20 ders saatinin altında kalırsa  öğretmenler ek ders ücretine hak kazanmamakta, haftalık 20 ders saatini aşar ise ek ders ücretine hak kazanmaktadır. Fakat belirtmek gerekir ki, ek ders ücreti ödenmiş olsa dahi, söz konusu faaliyetler nedeniyle kurumlar hakkında ‘yaz tatili veya ara tatil döneminde eğitim-öğretim yapıldığı’ gerekçesiyle müfettişler tarafından eleştiriler yöneltilmiştir.

İş Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca işçiye, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmaması halinde; o günün ücretini tam olarak, çalışması halinde ise; çalışılan her gün için bir günlük ek ücret ile birlikte ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yönetmelik’in 10/1. maddesi kapsamında, özel öğretim kurumları bünyesinde resmi okullar için hazırlanan çalışma takviminin uygulanacağı ve valilik onayıyla farklı bir takvimin düzenlenebileceği belirtilmektedir. Fakat, bu takvim yalnızca ders yılı başlangıç ve bitiş tarihlerini düzenlemekte ve öğretmenlerin yıllık izin sürelerine veya mesleki çalışma dönemlerine yönelik bir düzenleme içermemektedir. Yine Yönetmelik’in 10/7. maddesinde, Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da belirlenen genel tatil günlerinde eğitim ve öğretim yapılamayacağı belirtilmiştir.

Bu noktada, yarı yıl veya yaz tatili Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamında genel tatil günlerinden sayılmadığından hem İş Kanunu hem de Yönetmelik uyarınca ek ücretlendirmeye konu olmamalıdır.

Belirtmek gerekir ki, ulusal bayram günlerinde özel öğretim kurumlarının öğretmenleri törenlere çağırması, ders verilmemiş olsa dahi işveren tarafından işyerine çağrı anlamına geldiğinden, bu günler tam bir çalışma günü olarak kabul edilmekte ve öğretmene günlük ücreti saat hesabı yapılmaksızın 2 günlük ücret olarak ödenmelidir. Bu kapsamda, ulusal bayram günlerinin hafta tatiline denk gelmesi halinde törenlerin gününde yapılması, işverene büyük bir ilave maliyet doğuracağından genellikle tercih edilmemektedir.

İlgili mevzuat kapsamında, özel öğretim kurumlarında çalışan kadrolu öğretmenlerin yıllık iznini İş Kanunu’nda belirtilen sürelere göre yapması ve geri kalan sürede de okulda bulunmaları noktasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Kaldı ki, resmi okullarda çalışan öğretmenler bakımından da, 26.07.2014 tarih ve 29072 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 38. maddesi ve 07.09.2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 87. maddesi uyarınca, ara tatil süresi kapsamında mesleki çalışma yapılabileceği düzenlenmiştir.

Fakat, 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile resmi okullarda çalışan öğretmenlere ara tatil ve seminer dönemi çalışmaları için ek ders ücreti ödeneceği belirtilmiştir. Belirtilmesi gerekir ki, bu düzenleme sadece resmi okullarda çalışan öğretmenler için uygulama alanı bulmakta ve özel öğretim kurumları bu kapsamda değerlendirilmemektedir.

  1. Uygulamada Karşılaşılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişleri Tarafından Yöneltilen Eleştiri

Her ne kadar mevzuat açık olsa da, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri, özel öğretim kurumları bünyesinde gerçekleştirdiği denetimlerde, resmi okullarda çalışan öğretmenlere tanınan ek ders ödemesi uygulamasının, kıyasen özel öğretim kurumlarında yaz tatili döneminde mesleki çalışma yapan öğretmenlere de uygulanması gerektiğini ileri sürerek eleştiride bulunmakta ve cezai yaptırım uygulamaktadır. Fakat bu temelsiz eleştiri aşağıdaki emsal kararlardan da anlaşılacağı üzere hukuka aykırıdır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2018 tarih ve E.2015/25542 K.2018/3919 sayılı Kararı “…Mahkemece, 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3. ve 11. maddelerinde düzenlenen ödemelerin davacıya yapılması gerektiğinin kabul edilmesi hatalı olmuştur. Şöyle ki; yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 5580 sayılı Kanun ve yönetmeliklerinde hüküm bulunmayan hususlar hakkında, davacıya uygulanabilir. 5580 sayılı Kanun’un 9. maddesinde ise, özlük haklarına ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu Kararı’nın 11. maddesinde, fiilen okutulan her on saat ders için bir saat daha hazırlık ve planlama görevi karşılığında ayrıca ek ders ücreti ödeneceği; 6/3. maddesinde ise öğretim yılı başında ve sonunda meslekle ilgili çalışma sürelerinde iki haftayı geçmemek üzere haftalık onbeş saat ek ders ücreti ödeneceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Belirtilen ödemeler, sosyal yardım mahiyetli ödeme olmayıp resmi okul çalışanlarının ücretinin eki niteliğinde sayılması gereken ödemelerdir. Davacının, 5580 sayılı Kanun’un 9/4. maddesi uyarınca, fiilen okuttuğunu ispatladığı her bir ek ders saati bakımından, resmi okullar için belirlenen ek ders saati ücretinden az olmamak kaydıyla ek ders ücreti ödenmesi talebinde bulunması mümkündür. Ancak, Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3. ve 11. maddelerinin davacıya uygulanması mümkün değildir. Anılan sebeplerle, dava dilekçesinde, Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3. ve 11. maddelerine dayanılarak ileri sürülen taleplerin ve bu kapsamda hazırlık ve planlama ek ders ücreti isteminin reddine karar verilmesi gerekir…” şeklindedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 28.04.2021 tarih ve E.2021/4439 K.2021/8613 sayılı Kararı “…Ancak, Mahkemece, 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3. ve 11. maddelerinde düzenlenen ödemelerin davacıya yapılması gerektiğinin kabul edilmesi hatalı olmuştur. Şöyle ki; 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 5580 sayılı Kanun ve yönetmeliklerinde hüküm bulunmayan hususlar hakkında, davacıya uygulanabilir. 5580 sayılı Kanun’un 9. maddesinde ise, özlük haklarına ilişkin düzenleme bulunmaktadır. … Ancak, Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3. ve 11. maddelerinin davacıya uygulanması mümkün değildir. Anılan sebeplerle, dava dilekçesinde, Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3. ve 11. maddelerine dayanılarak ileri sürülen taleplerin ve bu kapsamda hazırlık ve planlama ek ders ücreti isteminin reddine karar verilmesi gerekir…” şeklindedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.03.2023 tarih ve  E.2022/203 K.2023/146 sayılı Kararı “…Ne var ki yukarıda belirtildiği üzere Bakanlar Kurulu Kararının ancak 5580 sayılı Kanun ve Yönetmelikte hüküm bulunmayan konularda uygulanması mümkün olup 5580 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde özel okul öğretmenleri yönünden özel düzenleme bulunmaktadır…Sonuç itibariyle Bakanlar Kurulu Kararının 6/3 üncü ve 11 inci maddelerine dayanılarak ileri sürülen taleplerin ve 18 inci madde kapsamında hazırlık ve planlama ek ders ücreti talebinin sosyal yardım mahiyetinde olmadığından reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.” şeklindedir.

Yukarıda açıklanan emsal kararlara benzer yönde Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2018 tarih ve E.2015/34474 K. 2018/15585 sayılı Kararı; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 22.11.2016 tarih ve E.2015/19782 K.2016/25706 sayılı Kararı ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2017 tarih ve E.2017/30600 K.2017/13714 sayılı Kararı da bulunmaktadır.

  1. Sonuç

Mevzuat hükümleri ve Yargıtay kararları uyarınca, özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin İş Kanunu kapsamında yıllık izin haklarını kullandıktan sonra, fiilen derse girmeksizin ara tatil veya yaz tatili dönemlerinde yalnızca mesleki çalışmalara katılmaları halinde, bu sürelerin ek ders ücreti kapsamında değerlendirilmemesi gerekmektedir. Buna karşılık, 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na atıf ile getirilen eleştiri mevzuat ve yargı kararlarına aykırıdır. Bu nedenle, ilgili Bakanlar Kurulu Kararı’nın özel öğretim kurumları açısından bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

Ayrıca, uygulamada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri bazen örnekleme yolu ile sadece birkaç öğretmen sözleşmesi üzerinden inceleme yapmaktadır. Bu durum, özel öğretim kurumları nezdinde yalnızca inceleme yapılan sözleşmeler için ek ders ücreti ödemesi yapılmasına, diğer sözleşmelere yönelik herhangi bir eleştiri bulunmaması sebebiyle ise tüm öğretmenleri kapsayan genel bir uygulama zorunluluğunun ortaya çıkmamasına neden olmaktadır. Ancak kimi zaman ise müfettişlerin örnekleme yöntemiyle birkaç öğretmen sözleşmesi seçerek inceleme yaptığı ve sornasında bu incelemeyi genele uyarlayarak tüm çalışan öğretmenler için cezai yaptırıma başvurduğu da görülmektedir. Bu hali ile de çalışan öğretmenler arasındaki ücret ödemelerindeki adaletsizlik, kurum içi huzursuzluğa sebep olmaktadır.

Görülmektedir ki, bazı özel öğretim kurumları bu gibi eleştirilere maruz kalmamak adına yaz tatili kapsamında mesleki çalışma yapan öğretmenlerin hepsine ek ders ödemesi yapmaktadır. Bu da haliyle kurumlar nezdinde hukuki bir zemini olmayan ciddi bir maliyet doğurmaktadır.

Sonuç olarak yapılan bu hukuka ve emsal kararlara aykırı eleştirilere konu cezalara karşı dava açılması önerilmekte olup dava başarı şansı yüksek olarak değerlendirilmektedir.

Saygılarımızla,

DT Hukuk