1.Finansal Gelirlerin Vergilendirilmesinde Geçici 67. Maddenin Konumu
Gerçek kişilerin sermaye piyasalarından elde ettikleri finansal nitelikteki gelirlerin vergilendirilmesinde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (“GVK”) geçici 67. maddesi merkezi bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Anılan madde, hem menkul sermaye iratlarını hem de değer artış kazançlarını kapsayan karma bir vergilendirme rejimi öngörmekte; temel olarak stopaj yoluyla vergilemeyi esas almaktadır.
Geçici 67. maddenin uygulama süresi, 11 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile beş yıl süreyle uzatılarak 31 Aralık 2030 tarihine kadar devam ettirilmiştir. 1 Ocak 2006 tarihinden bu yana kesintisiz şekilde yürürlükte bulunan bu düzenlemenin, normatif olarak “geçici” nitelik taşımasına rağmen, fiilen kalıcı bir vergilendirme modeli hâline geldiği kabul edilmektedir.
2. Stopaj Esasına Dayalı Vergilendirmenin Hukuki Sonuçları
GVK geçici 67. madde kapsamında stopaja tabi tutulan gelirler bakımından yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemekte; yapılan vergi kesintisi nihai vergi niteliği taşımaktadır. Stopaj oranının sıfır olarak belirlendiği hâllerde dahi, söz konusu gelirler “stopaja tabi tutulmuş” sayılmakta ve beyan yükümlülüğü doğmamaktadır.
Buna karşılık, stopaj kapsamı dışında kalan gelirler açısından genel gelir vergisi rejimi uygulanmakta; bu gelirler izleyen yılın Mart ayında verilen yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmekte ve artan oranlı tarife uyarınca yüzde 40’a kadar ulaşabilen oranlarda vergilendirilmektedir.
3. Yatırım Fonlarından Elde Edilen Gelirlerin Türleri
Yatırım fonu katılma payları dolayısıyla elde edilen gelirler, hukuki nitelikleri itibarıyla üç ana grupta toplanmaktadır:
- Katılma paylarının fona iadesi sonucu elde edilen gelirler (menkul sermaye iradı),
- Katılma paylarının elde tutulduğu dönemde sağlanan dönemsel getiriler (kâr payları, menkul sermaye iradı),
- Katılma paylarının üçüncü kişilere devri veya satışı sonucu doğan kazançlar (değer artış kazancı).
Bu gelirlerin tamamı, kural olarak GVK geçici 67. madde kapsamında stopaj esasına göre vergilendirilmektedir.
4. Kapalı Fonlar ve Vergi Planlaması Açısından Önceki Rejim
Uygulamada özellikle aileler ve yüksek servet sahibi gerçek kişiler, Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu’nda (“TEFAS”) işlem görmeyen, katılma payları yalnızca nitelikli yatırımcılara satılan ve portföy sınırlamalarına tabi olmayan kapalı yatırım fonlarını etkin bir vergi planlama aracı olarak kullanmaktaydı. Bu fonlar aracılığıyla, fon bünyesinde vergisiz olarak büyüyen değerlerin, katılma paylarının bir yıl elde tutulmasının ardından elden çıkarılması suretiyle gerçek kişilere herhangi bir gelir vergisi doğmaksızın aktarılması mümkün olabilmekteydi.
Bu yapı, özellikle aile servetinin korunması, aile içi likidite yaratılması ve miras öncesi planlamalar bakımından önemli avantajlar sağlamaktaydı.
5. Aileler Tarafından Kurulan Gayrimenkul Yatırım Fonlarında (“GYF”) Mevcut Vergilendirme Rejimi ve Son Değişikliğin Etkisi
Gayrimenkul yatırım fonları, kurumlar vergisinden istisna olmaları ve portföylerinde yer alan gayrimenkullerden elde edilen kira gelirleri ile satış kazançlarının fon bünyesinde vergilendirilmemesi nedeniyle, aileler tarafından sıklıkla tercih edilen servet yönetimi araçları arasında yer almaktadır. Bu yönüyle, son yasal düzenlemenin GYF’lerin fon düzeyindeki vergisel statüsünü değiştirdiğini söylemek mümkün değildir.
Bununla birlikte, aileler tarafından kurulan GYF’lerin büyük çoğunluğunun kapalı uçlu, TEFAS’ta işlem görmeyen ve katılma payları yalnızca nitelikli yatırımcılara satılabilen fonlar şeklinde yapılandırıldığı dikkate alındığında, esas vergisel etkinin fon düzeyinde değil, gerçek kişi yatırımcı düzeyinde ortaya çıktığı görülmektedir. Bu fonlar, fiilen aile bireylerinin yatırımcı olduğu ve aile servetinin uzun vadeli korunmasını hedefleyen yapılar olarak kullanılmaktadır.
Önceki uygulamada, bu nitelikleri taşıyan yatırım fonlarının katılma paylarının bir yıl elde tutulduktan sonra elden çıkarılması hâlinde stopaj yapılmamakta; böylece fon bünyesinde vergisiz olarak biriken gayrimenkul değerleri, gerçek kişilere vergisiz şekilde aktarılabilmekteydi. Bu durum, aileler açısından güçlü bir vergisiz çıkış mekanizması yaratmaktaydı.
7566 sayılı Kanun ile GVK geçici 67. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında ise, katılma payları yalnızca nitelikli yatırımcılara satılan, TEFAS’ta işlem görmeyen ve portföy sınırlamalarına tabi olmayan yatırım fonlarının katılma paylarının, bir yıl elde tutulmuş olsa dahi 19 Aralık 2025 tarihinden itibaren elden çıkarılması hâlinde stopaja tabi tutulması öngörülmüştür. Düzenleme, katılma paylarının iktisap tarihine bakılmaksızın uygulanmakta olup, kazanılmış haklara ilişkin bir geçiş hükmü öngörülmemiştir.
Bu çerçevede, aile bireylerinin fon katılma paylarını satmaları, devretmeleri veya fon yapısından çıkmaları hâllerinde, daha önce fiilen vergisiz olan kazançlar artık stopaj yoluyla vergilendirilecektir. Buna karşılık, fon portföyünde yer alan gayrimenkullerin satışı ile kira gelirlerinin elde edilmesi bakımından vergisel durum değişmemiştir; vergilendirme, yalnızca fon dışına çıkış aşamasında devreye girmektedir.
6. Stopaj Yetkisi ve Hisse Senedi Yoğun Fonlar Bakımından Değerlendirme
GVK geçici 67. madde uyarınca stopaj oranlarının belirlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına tanınan yetki devam etmekte olup, mevcut stopaj oranlarını belirleyen 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın, yapılan yasal değişiklik sonrasında sistematik uyum açısından güncellenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
Hisse senedi yoğun fonlar bakımından ise, katılma payları yalnızca nitelikli yatırımcılara satılmayan, TEFAS’ta işlem gören ve portföy sınırlamalarına tabi olan fonlar için bir yıl elde tutma süresi sonrasında stopaj yapılmaması uygulaması korunmaktadır.
7. Sonuç
Son yasal değişiklik, gayrimenkul yatırım fonlarının fon düzeyindeki vergisel istisnalarını ortadan kaldırmamış; ancak özellikle aileler tarafından kapalı yapıda kurulan bu fonların, gerçek kişiler nezdinde uzun süredir fiilen vergisiz olan elden çıkarma kazançlarını stopaj kapsamına almıştır. Bu durum, aile serveti planlamasında önemli bir paradigma değişikliğine işaret etmektedir.
GYF’ler hâlen aile servetinin fon bünyesinde korunması bakımından güçlü araçlar olmakla birlikte, servetin gerçek kişilere aktarımı aşamasında vergisel sonuçların artık göz ardı edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, gayrimenkul yatırım fonlarının aileler açısından artık yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda ertelenmiş vergili bir servet yönetim mekanizması olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Saygılarımızla,
DT Hukuk